Bazı sanat akımları yalnızca resim tarzını değiştirir. Bazıları ise insanın gerçekliği algılama biçimini etkiler. Sürrealizm tam olarak ikinci gruba aittir. Çünkü sürrealizm yalnızca bir sanat akımı değildir; bilinçaltına açılan bir kapı, rüyalarla mantığın çarpıştığı bir zihinsel alandır. Bir sürrealist tabloya baktığınızda çoğu zaman ilk his “anlam verememek” olur. Eriyen saatler, yüzü olmayan insanlar, boş sokaklar, havada duran nesneler, gökyüzüne açılan odalar… Bunların hiçbiri gerçek dünyanın mantığına uymaz. Fakat buna rağmen insan zihni bu görüntülerle garip bir bağ kurar. Çünkü sürrealizm, mantığın değil bilinçaltının dilini konuşur. yüzyılın en etkileyici sanat hareketlerinden biri olan sürrealizm, insan zihninin karanlık, bastırılmış ve düzensiz tarafını görünür hale getirmeye çalıştı. Özellikle savaş sonrası travmaların yoğun olduğu bir dönemde ortaya çıkan bu akım, insanların “gerçek” dediği şeyin aslında ne kadar kırılgan olduğunu gö...
Erteleme çoğu zaman yanlış anlaşılır. Dışarıdan bakıldığında basit bir irade eksikliği gibi görünür. Yapılması gereken bellidir ama yapılmaz. Zaman vardır ama kullanılmaz. Ve bu yüzden kişi kendine şu soruyu sorar: “Neden yapmam gereken şeyi yapmıyorum?” Bu soru genellikle suçlulukla birlikte gelir. Çünkü toplum, üretkenliği değerli, ertelemeyi ise zayıflık olarak kodlar. Oysa bu davranışın altında yatan mekanizma, göründüğünden çok daha karmaşıktır. Erteleme çoğu zaman bir “yapmama” hali değil, zihnin belirli bir yükü işleyemediği anlarda geliştirdiği bir düzenleme biçimidir. Erteleme davranışı temelde duygusal regülasyon ile ilişkilidir. Yani mesele çoğu zaman zamanı doğru kullanamamak değil, yapılacak işin yarattığı içsel deneyimi yönetememektir. Bir görev sıkıcı olabilir, zor olabilir, belirsiz olabilir ya da başarısızlık ihtimali taşıyor olabilir. Bu tür durumlarda zihin yalnızca görevi değil, o görevle bi...