Ana içeriğe atla

Kayıtlar

nöroçeşitlilik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Erteleme Alışkanlığı: Zihnin Kaçışı mı, Stratejisi mi?

        Erteleme çoğu zaman yanlış anlaşılır. Dışarıdan bakıldığında basit bir irade eksikliği gibi görünür. Yapılması gereken bellidir ama yapılmaz. Zaman vardır ama kullanılmaz. Ve bu yüzden kişi kendine şu soruyu sorar: “Neden yapmam gereken şeyi yapmıyorum?”       Bu soru genellikle suçlulukla birlikte gelir. Çünkü toplum, üretkenliği değerli, ertelemeyi ise zayıflık olarak kodlar. Oysa bu davranışın altında yatan mekanizma, göründüğünden çok daha karmaşıktır. Erteleme çoğu zaman bir “yapmama” hali değil, zihnin belirli bir yükü işleyemediği anlarda geliştirdiği bir düzenleme biçimidir.        Erteleme davranışı temelde duygusal regülasyon ile ilişkilidir. Yani mesele çoğu zaman zamanı doğru kullanamamak değil, yapılacak işin yarattığı içsel deneyimi yönetememektir. Bir görev sıkıcı olabilir, zor olabilir, belirsiz olabilir ya da başarısızlık ihtimali taşıyor olabilir. Bu tür durumlarda zihin yalnızca görevi değil, o görevle bi...

Dissosiyasyon: Zihnin Koruyucu Ayrışması

       Bazen yaşadığın şey sadece yorgunluk değildir. Bir ortamın içindesindir ama sanki o anın içinde değilsindir. Sesler gelir ama uzak, insanlar konuşur ama seninle aralarında ince bir mesafe vardır. Kendi bedenin bile biraz yabancı gibi hissedilebilir. Bu durum psikolojide “dissosiyasyon” olarak adlandırılır ve çoğu zaman sanıldığının aksine bir zayıflık değil, zihnin kendini koruma biçimidir.     Dissosiyasyon, algı, bilinç, bellek ve kimlik gibi zihinsel süreçlerin normalde olduğu gibi bütünleşik çalışmaması durumudur. Yani yaşanan deneyim ile o deneyimin farkındalığı arasında küçük bir kopukluk oluşur. Bu kopukluk tamamen bir “kaybolma” hali değildir. Daha çok, zihnin yaşananı biraz uzaktan deneyimlemesi gibidir. Sanki hayatın içindesin ama bir adım geriden izliyorsun.      Bu durumun ortaya çıkışı aslında oldukça anlaşılır bir biyolojik zemine dayanır. İnsan beyni tehdit ya da aşırı yük algıladığında genellikle savaş ya da kaç tepkisi...

Zeigarnik Etkisi: Yarım Kalanların Zihinde Açık Kalması

     Hiç yarım bıraktığın bir şeyin gün boyu aklında dönüp durduğunu fark ettin mi? Yazılmamış bir mesaj, bitmemiş bir iş, izlemeyi bıraktığın bir dizi… Sanki zihnin onları bırakmaz. Arka planda sürekli çalışır.   Bu bir tesadüf değil. Bunun bir adı var: Zeigarnik Etkisi . Zeigarnik Etkisi Nedir?    Zeigarnik Effect, tamamlanmamış ya da yarım bırakılmış görevlerin zihinde, tamamlanmış olanlara göre daha kalıcı ve baskın şekilde yer etmesi durumunu ifade eden psikolojik bir olgudur. Bu etki aslında şuna dayanır:      Zihin açık döngüleri kapatmak ister. Tamamlanan bir iş kapanır. Ama yarım kalan bir iş, zihinde “aktif” kalmaya devam eder. Zeigarnik Etkisinin Kökeni     Bu kavram, 1920’lerde Sovyet psikolog Bluma Zeigarnik tarafından ortaya konmuştur. Zeigarnik’in dikkatini çeken basit ama güçlü bir gözlem vardı:      Bir restoranda garsonlar, henüz ödenmemiş siparişleri oldukça net hatırlarken, hesap ödendikten sonra...

Nöroçeşitlilik Nedir? Beyinlerin Farklı Çalışması Bir Sorun mu, Yoksa Bir Zenginlik mi?

       İnsanların dünyayı algılama biçimi birbirinden farklıdır. Bazıları ayrıntıları hemen fark eder, bazıları büyük resmi daha hızlı görür. Kimileri gürültüden çok etkilenirken kimileri yoğun bir ortamda bile rahatça çalışabilir.        İşte nöroçeşitlilik , insanların beyinlerinin ve zihinsel işleyişlerinin doğal olarak farklı şekillerde çalıştığını anlatan bir kavramdır.  Bu kavram, nörolojik farklılıkların sadece bir “bozukluk” ya da “hastalık” olarak görülmemesi gerektiğini savunur. Aksine bu farklılıkların insan çeşitliliğinin doğal bir parçası olduğunu vurgular.  Nöroçeşitlilik Kavramı Nasıl Ortaya Çıktı?      “Nöroçeşitlilik” terimi ilk kez 1990’lı yıllarda sosyolog Judy Singer tarafından kullanıldı.  Singer, insanların beyin yapılarındaki farklılıkların tıpkı biyolojik çeşitlilik gibi doğal olduğunu savunuyordu. Ona göre bazı nörolojik durumlar yalnızca bir eksiklik olarak değil, farklı bir düşünme biçimi o...