Ana içeriğe atla

Kullanım Şartları

 

Kullanım Şartları

Son güncelleme: 03.05.2026

Bu web sitesini (Dipnot blogu) kullanarak aşağıdaki kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Eğer bu şartları kabul etmiyorsanız, lütfen siteyi kullanmayınız.

1. Genel Bilgilendirme

   Dipnot blogunda yer alan tüm içerikler bilgilendirme ve kişisel yorum amaçlıdır. İçerikler; psikoloji, gözlem, analiz ve düşünce yazıları içerebilir.

2. İçerik Kullanımı

   Bu blogda yayınlanan tüm yazılar, görseller ve içerikler Dipnot bloguna aittir (aksi belirtilmedikçe).

  • İzinsiz kopyalanamaz

  • Ticari amaçla kullanılamaz

  • Kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır

   Alıntı yapılması durumunda, içerik kaynağının açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

3. Sorumluluk Reddi

  Dipnot blogunda yer alan içerikler:

  • Profesyonel psikolojik veya tıbbi danışmanlık yerine geçmez

  • Kişisel deneyim, gözlem ve yorum içerebilir

   Bu nedenle, içeriklere dayanarak alınan kararlardan doğabilecek sonuçlardan blog sorumlu tutulamaz.

4. Kullanıcı Yorumları

   Ziyaretçiler tarafından yapılan yorumlar:

  • Hakaret, tehdit veya nefret söylemi içermemelidir

  • Yanıltıcı veya yasa dışı içerik barındırmamalıdır

   Dipnot blogu, uygun görmediği yorumları kaldırma hakkını saklı tutar.

5. Dış Bağlantılar

   Blog içerisinde başka web sitelerine yönlendiren bağlantılar bulunabilir. Bu sitelerin içeriklerinden Dipnot blogu sorumlu değildir.

6. Hizmet Değişiklikleri

  Dipnot blogu;

  • İçerikleri değiştirme

  • Yayını durdurma

  • Siteyi güncelleme

haklarını önceden bildirim yapmaksızın saklı tutar.

7. Fikri Mülkiyet Hakları

   Blogda yer alan tüm özgün içerikler, yazılar ve tasarımlar telif hakkı kapsamında korunmaktadır.

8. Değişiklikler

   Bu kullanım şartları gerektiğinde güncellenebilir. Güncellenmiş hali bu sayfada yayımlandığı anda yürürlüğe girer.

Dipnot blogunu kullanarak bu şartları kabul etmiş sayılırsınız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR ASKERİN GÖZÜNDEN KKTC GERÇEKLERİ

       Bu yayınımda diğer yazı türlerinden farklı olarak saygıdeğer Erdoğan Volkan   ile yapmış olduğumuz röportaj yer alıyor. Bu nerenden çıktı? Kıbrıs 'a geleli 8 ay olmuştu ve  hala ada hakkında öğrenmem gereken birçok şey olduğunu fark ettim. Haliyle burada Türkiye'dekinden çok daha farklı bir bir düzen var. Yerli halka nazaran yabancı insan sayısı çok daha fazla ve birden çok milletten insana ev sahipliği yapan bir ada. Kıbrıs gerek coğrafi konumu gerek turizm sayesinde insanlara tanımış olduğu ekonomik fırsatlardan dolayı yurt dışında yaşayan  birçok insanın gözdesi haline gelmiştir. Tabii bu durumun ada ve burada yaşayan yerli halk üzerinde etkileri olmuştur. Ben bu etkileri merak ediyordum işte. Sonra aklıma Erdoğan Bey  geldi. Çünkü hem Kıbrıs yerlisi hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde emekli bir albay olduğu için sorularıma  daha objektif ve net cevaplar verebileceğini düşündüğümden böyle bir görüşme teklif ettim. Sağ olsun be...

Pomodoro Tekniği: Odaklanmayı Parçalara Bölmek

      Pomodoro Tekniği , 1980 yılında Francesco Cirillo tarafından geliştirilmiş bir zaman yönetimi yöntemidir. Temel amacı oldukça basittir: odaklanmayı artırmak ve erteleme davranışını azaltmak.  İlginç olan şu ki yöntemin kendisi oldukça basitken, ismi çoğu zaman yöntemden daha karmaşık geliyor bana. “ Pomodoro ” kelimesi İtalyanca’da domates anlamına geliyor. Cirillo bu tekniği geliştirirken domates şeklinde bir mutfak zamanlayıcısı kullanıyormuş ve yöntem de adını buradan almış.      Ben bu tekniğe biraz daha gözlemci bir yerden bakıyorum. Çünkü özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan kişiler için zaman algısı ve odaklanma zaten başlı başına ayrı bir mücadele.  Bu yüzden yöntemi sadece anlatmak değil, gerçek hayatta nasıl uygulanabileceğini de göstermek istiyorum. Pomodoro Tekniğini Nasıl Uyguluyorum?      Bu yöntemi uygularken ilk yaptığım şey oldukça basit bir karar vermek: Tek bir iş seçmek. ...

Siesta Kültürü Nedir? Öğle Uykusunun Bedene Etkileri

      Siesta aslında hepimizin çok iyi bildiği, hatta zaman zaman deneyimlediği ama günlük hayatın temposu içinde çoğu zaman uygulayamadığı bir alışkanlıktır. Peki nedir bu siesta?       Gün içinde, özellikle öğle yemeğinden sonra gelen o tanıdık his vardır: göz kapakları ağırlaşır, enerji düşer, zihinsel performans yavaşlar. İşte bu doğal düşüşün ardından yapılan kısa süreli dinlenmeye ya da şekerlemeye siesta denir. Üstelik bu durum, gece uykunuzu alıp almamanızdan bağımsızdır. Çünkü öğle saatlerinde yaşanan bu yorgunluk, büyük ölçüde biyolojik süreçlerle ilgilidir.       Öğle yemeği genellikle günün en ağır öğünlerinden biridir. Daha fazla ve daha yoğun besin tüketildiğinde, vücut sindirim sürecine odaklanır. Metabolizma hızlanır, mide yoğun şekilde çalışır ve bu durum doğal olarak bedende bir yorgunluk hissi yaratır. Yani siesta aslında bir “lüks” değil, bedenin verdiği oldukça doğal bir tepkidir.         Siesta, öze...