Ana içeriğe atla

Kimdir Bu Amişler?

      Amişler, özellikle Amerika’da yaşayan, modern dünyaya mesafeli durmalarıyla bilinen kapalı bir dini topluluktur. Ama dışarıdan göründüklerinden çok daha derin ve sistemli bir yaşam tarzları var. Biraz katman katman anlatayım:

Kimdir bu Amişler?

    Amişler, kökeni Avrupa’ya dayanan bir Hristiyan mezhebi. 17. yüzyılda ortaya çıkan Anabaptizm hareketine bağlılar. İsimleri de kurucularından Jakob Ammann’dan geliyor. Bugün en yoğun olarak Pennsylvania, Ohio ve Indiana gibi ABD eyaletlerinde yaşıyorlar.


Neden modern teknolojiden uzak duruyorlar?

Amişler bilinçli olarak:

  • Elektrik kullanmaz (şebekeye bağlı değil)

  • Araba yerine at arabası kullanır

  • Televizyon, internet gibi şeylerden uzak durur

Ama bu “teknolojiye karşılar” demek değil. Asıl mesele şu:  Teknolojinin topluluk bağlarını zayıflatmasını istemiyorlar Yani onların mantığı:

“Bu şey bizi birbirimizden uzaklaştırıyor mu, yoksa yakınlaştırıyor mu?” Eğer uzaklaştırıyorsa, onu hayatlarına almıyorlar.

Günlük yaşamları nasıl?

Oldukça sade ve disiplinli:

  • Tarım ve el emeğine dayalı bir yaşam

  • Kendi kıyafetlerini üretme

  • Gösterişten uzak, düz renkli kıyafetler

  • Kadın ve erkek rolleri daha geleneksel

Topluluk (community) kavramı çok güçlü:

  • Birinin evi yansa herkes birlikte yeniden yapar

  • Yardımlaşma sistematik ve doğal


 Eğitim ve çocukluk

  • Genelde çocuklar 8. sınıfa kadar okula gider

  • Daha sonra meslek öğrenmeye başlarlar

  • Amaç: “iyi bir birey”den çok “topluma uyumlu bir birey” yetiştirmek

Rumspringa: İlginç bir dönem

Amiş gençlerinin ergenlikte yaşadığı bir süreç var: Rumspringa

Bu dönemde gençlere şu özgürlük tanınır:

  • Modern dünyayı deneyimleyebilirler

  • İsterlerse Amiş yaşam tarzı dışında yaşayabilirler

Sonra bir seçim yaparlar:

  • Ya topluluğa geri dönerler

  • Ya da tamamen ayrılırlar

İlginç olan şu: Büyük çoğunluk geri dönmeyi seçer.

Dışarıdan neden bu kadar “ilginç” görünüyorlar?

Çünkü modern dünyanın tam tersini yaşıyorlar:

  • Yavaşlık vs hız

  • Topluluk vs bireysellik

  • Sadelik vs tüketim

Aslında Amişler, farkında olmadan modern hayata bir soru soruyor: “Her şeyin hızlı ve kolay olması gerçekten daha mı iyi ?”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR ASKERİN GÖZÜNDEN KKTC GERÇEKLERİ

       Bu yayınımda diğer yazı türlerinden farklı olarak saygıdeğer Erdoğan Volkan   ile yapmış olduğumuz röportaj yer alıyor. Bu nerenden çıktı? Kıbrıs 'a geleli 8 ay olmuştu ve  hala ada hakkında öğrenmem gereken birçok şey olduğunu fark ettim. Haliyle burada Türkiye'dekinden çok daha farklı bir bir düzen var. Yerli halka nazaran yabancı insan sayısı çok daha fazla ve birden çok milletten insana ev sahipliği yapan bir ada. Kıbrıs gerek coğrafi konumu gerek turizm sayesinde insanlara tanımış olduğu ekonomik fırsatlardan dolayı yurt dışında yaşayan  birçok insanın gözdesi haline gelmiştir. Tabii bu durumun ada ve burada yaşayan yerli halk üzerinde etkileri olmuştur. Ben bu etkileri merak ediyordum işte. Sonra aklıma Erdoğan Bey  geldi. Çünkü hem Kıbrıs yerlisi hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde emekli bir albay olduğu için sorularıma  daha objektif ve net cevaplar verebileceğini düşündüğümden böyle bir görüşme teklif ettim. Sağ olsun be...

Siesta Kültürü Nedir? Öğle Uykusunun Bedene Etkileri

      Siesta aslında hepimizin çok iyi bildiği, hatta zaman zaman deneyimlediği ama günlük hayatın temposu içinde çoğu zaman uygulayamadığı bir alışkanlıktır. Peki nedir bu siesta?       Gün içinde, özellikle öğle yemeğinden sonra gelen o tanıdık his vardır: göz kapakları ağırlaşır, enerji düşer, zihinsel performans yavaşlar. İşte bu doğal düşüşün ardından yapılan kısa süreli dinlenmeye ya da şekerlemeye siesta denir. Üstelik bu durum, gece uykunuzu alıp almamanızdan bağımsızdır. Çünkü öğle saatlerinde yaşanan bu yorgunluk, büyük ölçüde biyolojik süreçlerle ilgilidir.       Öğle yemeği genellikle günün en ağır öğünlerinden biridir. Daha fazla ve daha yoğun besin tüketildiğinde, vücut sindirim sürecine odaklanır. Metabolizma hızlanır, mide yoğun şekilde çalışır ve bu durum doğal olarak bedende bir yorgunluk hissi yaratır. Yani siesta aslında bir “lüks” değil, bedenin verdiği oldukça doğal bir tepkidir.         Siesta, öze...

Halının Tarihi Gelişimi, Neden Halı Kullanıyoruz?

        İnsanoğlu, ilk çağlardan beri ayaklarını soğuk ve sert zeminden ayırma ihtiyacı hissetti. Bu ihtiyaç, zamanla sadece fiziksel bir korunma aracı olmaktan çıkıp estetik ve kültürel bir ifadeye dönüştü. İlk dönemlerde insanlar, yaşadıkları alanların zeminini kaplamak için hayvan kürklerini kullanıyordu. Ancak hayvanların evcilleştirilmesi ve yünün işlenebilir hale gelmesiyle birlikte daha gelişmiş örtüler ortaya çıktı. Kürklerin yerini, eğrilmiş ipliklerle yapılan dokuma ürünler aldı ve böylece halının temelleri atılmış oldu.         Halıyı anlayabilmek için önce dokuma tekniğine kısaca değinmek gerekir. Bir halı üç temel unsurdan oluşur: çözgü, atkı (dolgu) ve hav. Çözgü iplikleri, dikey olarak gerilen ve halının iskeletini oluşturan ipliklerdir. Atkı iplikleri ise bu çözgülerin arasından yatay olarak geçirilerek dokumanın temel yapısını oluşturur. Hav iplikleri ise halının yüzeyinde gördüğümüz desenleri, dokuyu ve yumuşaklığı sağlayan ekstr...